İNDOCHİAN (2004)
İstanbul - Tayland - Kamboçya - Vietnam - Laos - Malezya - Singapur - İstanbul
54 gün (12 şubat 2004 / 06 nisan 2004 ) uçak +otobüs+uçak
Rota :
İstanbul - Bangkok (Tayland) - Siemriep (Kamboçya) - Phnompenh (Kamboçya) -Sihanoukville (Kamboçya) –
Saygon / Ho Chi Minh City ( Vietnam ) - Nha Trang - Hoı An - Hue - Hanoi – Halong körfezi – Vien Tiane ( Laos )
Luang Prabang - Pakbeng - Huay Xai – Chiang Rai (Tayland)- Chiang Mai – Bangkok – Koh Tao (ada) Koh samui
(ada) Krabi - Phuket (ada) – Hat Yai Penang adası / Georgetown (Malezya) - Kuallalumpur -Singapur – Bangkok –
İstanbul
15/şubat/2004
3. gün Bangkok
Geç kalktım. Sabah kahvaltısı, 2 adet suşi ve meyve suyu. Caddenin sonundaki acenteye gidip vize için pasaportu verip Kamboçya'ya
otobüs biletimi aldım.
Ara sokaklardan gezerek ilginç köprüyü -8. rama- gören büyük parka geldim. Gölge bir bank bulup uzandım.1 saate yakın dinlenip
iskelenin oraya yürüdüm. Bugün pazar, ortalıkta bolca satıcı var. Biraz meyve alıp bir köşede yedim.
Tapınak duvarı boyunca yürüyüp, yere sergi açan satıcıları gezdim. Yanımda çalar saat getirmemiştim, çok ucuza 1 tane aldım. Müze
bahçesinde dans gösterilerini biraz izleyip odaya dönüp biraz dinlendim. Odadan çıkıp arka sokağa gidip 1 çöp şiş tavuk ve küçük bir
sandviçle karnımı doyurdum. Kaldırım üstü içki satan bir bar tezgahında 1 bira 1 margarita içtim. Odaya dönüşte 1 tabakta Pad thai
(sebze ve erişte karışımı bir şey) yedim.
16/şubat/2004
4. gün (Bangkok)
Sokakta karnımı doyurup, devamlı çay içtiğim kaldırım üstüne gittim. Çaycı nereli olduğumu sordu.Türk olduğumu söyleyince tezgahın
oradan bir kap sarımsaklı cacık çıkarttı. Bir kaşık verip tatmamı istedi. Harbiden tam kıvamında olmuş, eski çalıştığı oteldeki şefi öğretmiş.
Çayları içip şehrin kuzeyine doğru yürümeye başladım. Geldiğim meydan demokrasi meydanı imiş. Oturup geleni gideni izlemeye koyuldum.
Biraz sonra yanıma bir tuk tukcu yanaştı. Haritadan gezdireceği yerleri sıraladı. Üç tapınak ve bir Pazar yeri, ucuz fiyat verdi. Önce ayakta duran
Buda heykeli olan bir tapınak, heykelin boyu 30 metreye yakın ve parıl, parıl altın renginde parlıyor.Sanırım altın kaplama.Oradan bir manastır
ve yine güzel bir tapınağı gezdik. Tuk tukcu asıl konuya geldi. 2 tane alışveriş merkezine götüreceğini söyledi. Hindistan’dan biliyorum,
alışveriş olmasa bile komisyon alıyorlar. Benim vaktim çok istersen başka yerlere de götür dedim.
Bir kumaşçı, bir pahalı takıların olduğu yere götürdü. Tabi ki bakıp çıktım. Demokrasi meydanına dönüp büyük tapınağa doğru yürümeye
başladım. İskelenin oradaki yemek tezgahlarının oraya gelip, bir tabak pilav üzerine bazılarını neler olduğunu bilmediğim yemeği yedim.
Bazen soruyorum domuz etimi diye, bazıları cevap bile vermiyorlar, gariplerine gidiyor galiba.
Nehir kenarında çayımı içip pasaportu almak için caddeye geri döndüm.Vize tamam. Yine devamlı çay içtiğim adamın yanına gidip
çayımı söyledim.
Cadde acayip kalabalık, gelen gezginler buradan start alıp rotalarına başlıyorlar. Yani Bangkok bir nevi merkez. Duş alıp sokak
barcısına gidip 2 bira içip odaya geri döndüm. Çantayı hazırlayıp saati sabah 06:00'ya kurdum. Yol Kamboçya’ya 12 saat sürüyor.
17/şubat/2004
5. gün (Kamboçya otobüsü)
Aldığım mini saatim vaktinde çaldı. Sesini yesinler.
Buluşma yerine ilk gelen benim, millet yavaş yavaş gelmeye başladı. 07:15 otobüse bindik.25 kişi var. Otobüs idare eder. Yol Kamboçya
sınırına kadar iyi di, ama sınırdan sonra yol berbattı. Toz toprak içinde bozuk bir yol, minibüsün içi tozdan göz gözü görmüyordu.
Sınır kalabalıktı, tam 2 saatten fazla bir zamanda geçe bildik. Sınırın öbür tarafında bizi taşıyacak firma adamları bizleri alıp 2 minibüse
böldüler. Sınırdan biraz uzakta küçük bir kasabada ihtiyaç ve para bozdurma molası verdik. Döviz bürosunu camında kocaman 2 tane
uyarı levhası el bombası ve silahla girilmez. Hadi silahı anladıkta el bombası ne , millet el bombası mı taşıyor.
Yolda mavin çocuk kırmızı tabelalarla çevrili alanları gösterdi. Buralar mayınlı bölgelermiş, yani temizlenmeyi bekliyorlar.
Aklıma gelmiyor ama korkunç bir rakam olduğunu biliyorum, yani dünyadaki yer altında bulunan mayın sayısı ve mayına basarak
ölen yada sakat kalan en çok çocuklar. Asıl tehlike beyinlere yerleştirilen mayınlar ve bunların temizlenmesi daha güç, etkisi
daha korkunç olacak. En yakını Irakta yapılan savaş veya işgal. Buradaki çocukların aklına yerleşen mayınlar. Ve olayın dışında
olup bu güçlere karşı beyinlere yerleşen nefretler.
Minibüste toza karşı ağızlarımızı bezlerle kapattık. Elimizde bir silahlarımız eksik, gerillalar gibi. Yol 12 saat sürecekti ama 15 saati
buldu. Siemriep de bizi getirdikleri otel 5 dolar. Çantayı alıp daha uygun bir yer aradım. Bir yerle 3 geceliğine 10 dolara anlaştım.
Duşta resmen çamurlu aktı.Pantolon ve tişörtü de bir güzel yıkadım.
Vietnam vizem 28 şubatta başlıyor, yani Kamboçya da 11 gün kalacağım. Buda bana yeter sanırım. Aşağıdan bir büyük bira alıp
içip sızdım.
18/şubat/2004 6. gün (Siemriep)
Şehir küçük ve sakin.Sadece ana yol vızır vızır bisiklet ve motosiklet kaynıyor.
Nehir kenarından yürüyerek şehrin Pazar yerine geldim.Biraz dolandıktan sonra bizim beyaz ekmek tadında ve şeklinde – biraz küçük-
2 ekmek alıp kahvaltı veren bir yere girdim. Sağlam bir kahvaltı yaptım.
Çarşı içinde gezerken kadını biri kova kapağının içine bizim karafatma dediğim böceklere benzer böcekleri doldurmuş satıyor. Ulan
tadı nasıl acaba ?
Otele dönüp akşam üzerine kadar uyudum. Kalkıp yemek için dışarı çıktım. Pasta hane gibi bir yerden muzlu keke benzer bir şey yiyip
kafenin birinde oturup bira içtim.
Televizyonda İlhan Mansız’ın Japonya’ya geliş görüntüleri ve basın açıklaması vardı.
Yarın meşhur tapınak Angkor Wat ve diğer tapınakları gezeceğim. Yani 2 daha burada kalıp, Başkent ve Kamboçya’nın deniz sahilinde
dinlenip Vietnam’a gececeyim. Halk çok güler yüzlü ve yardım sever. Bu halkta diktatörlük zamanında az baskı görmedi. Kamboçya
küçük bir ülke ve tamamen tarıma dayalı bir ekonomileri var, yani sanayi yok.
19/şubat/2004
7. gün (Siemriep)
Öğlene doğru Angkor Wat ve çevresini gezmek için motosikletli bir gençle anlaştık.
İlk durak Angkor Wat. Çevresi su hendeği ile kaplı devasa bir tapınak. Mimari ve taş işlemeleri harika, yapı 12. yüzyıldan kalma ve
neredeyse yüzde yüze yakını ayakta. sıkılmadan 1 saat dolaştım. Buraya giriş ücreti 20 dolar, pahalı ama değermiş.
2. tapınak Bayon tapınağı. Büyüleyici bir yer. Devasa taş bloklar rölyef şeklinde yontulmuş 200 ye yakın yüz şekli. İçeride basmaklara
oturup uzun süre izledim.
Bölge acayip kalabalık, tapınakların bu insanları buraya çekmesi olağan. Birbirinden güzel 4-5 tane daha tapınak gezdim. Fil
kabartmalarını olduğu teras ve cüzamlılar terası harikaydı.Tüm bölge sık bir ormanlık içinde, yani tabiatta harika.
Güneş batmaya yakın, zor bir tırmanışla tepedeki tapınağa çıktık. Angkor Wat’ı tepeden seyirle, kalabalık bir turist topluluğu
ile güneşi batırdık. Bu bölge aklımdan çıkmaz.
Şehre dönüp nehir kenarındaki banklardan birine oturdum. Yorucu ama etkileyici bir gündü ve öğlen yediğim sebzeli omlet harikaydı.
20/şubat/2004
8. gün (Siemriep)
Pazar bölgesine gidip kahvaltı yaptım.
1 karton sigara 1 dolar, bu çok iyi biraz stoklarım. Hafif bağırsaklarda bozukluk var gibi. 20 dolar bozdurup otele doğru hızlı
hızlı yürümeye başladım. Hemen kendimi tuvalete attım. Korkulacak bir durum yok.
Otelden yarın için başkente bilet aldım. Saat 7 de hareket. İnşallah yol kötü değildir. Hava sıcak, öğleni odada geçirdim. Güneye
doğru iniyorum, Saygon’dan sonra kuzeye doğru çıkacağım.
Allah’ dan şu resimli mönüler var. Az çok ne yediğimizi görebiliyoruz. Restoranlarda, dükkanlarda ve hatta sokakları süpürenler
hep kadınlar. Fıkır fıkır 3 tane kadının işlettiği restoranda gidip yemeğimi yedim. Otele dönüp bir büyük bira alıp caddeyi gören
balkon gibi çıkıntıya oturdum.
Kafama takılan ve hesaplayıp durduğum para durumum. Acaba yetirebilecek miyim?.
Tıraş olup çantayı hazırladım ve yanıma çok az tişört almışım, 1-2 tane almam lazım.
Birde, daha ilk başta bulduğum bu pansiyon iyiydi , umarım bundan sonrakilerde iyi olur, gerçi problem değil, suyu aksın
fazla böcek olmasın yeter.
Gezi fotoğrafları
Yol videoları
Diğer
geziler sayfanın
devamı >>>>>