<<<<<< önceki sayfa

KAMBOÇYALAOSVİETNAMMALEZYASİNGAPUR

İNDOCHİNA (2004)

İstanbul - Tayland - Kamboçya - Vietnam - Laos - Malezya - Singapur - İstanbul

54 gün (12 şubat 2004 / 06 nisan 2004 )  uçak +otobüs+uçak

 

Rota :

İstanbul - Bangkok (Tayland) - Siemriep (Kamboçya) - Phnompenh (Kamboçya) -Sihanoukville (Kamboçya) –

Saygon / Ho Chi Minh City ( Vietnam ) - Nha Trang - Hoı  An - Hue - Hanoi – Halong körfezi – Vien Tiane ( Laos )

Luang Prabang - Pakbeng - Huay Xai – Chiang Rai (Tayland)-  Chiang Mai – Bangkok – Koh Tao (ada) Koh samui

(ada)  Krabi - Phuket (ada) – Hat Yai Penang adası / Georgetown  (Malezya) - Kuallalumpur -Singapur – Bangkok –

 İstanbul

10 / mart / 2004        27. gün  (Laos  otobüsü)

Kathy’de  Tayland’dan başlayıp Kamboçya yapıp Vietnam'a gelmiş. Buradan ülkesine dönecek. Güney Amerika'yı gezmiş,

bana mutlaka gitmemi önerdi. Bende ona Hindistan'ı gezmesini önerdim.

Saat 12 gibi odayı boşaltıp, göl kenarına indim. Uzun süre oturdum. 3 gün

Güzel  geçti.

 

Otobüs akşam 19:00 da, sabah sanırım erken vakitte sınırda olacağız. Yol biraz uzun sürecek.

Bir taksi gelip, ben ve 3 kişiyi alarak otobüsün kalkacağı yere götürdü. Otobüs külüstür. Sınır otobüsü tabi ki. Yarısı gezgin,

yarısı yerli halk hareket ettik.

11 / mart / 2004        28. gün  (Laos  sınırı)

 

Sabah 06:00 sularında otobüs bir benzinliğe yanaştı. 1,5 Saat kadar benzinlikte kalıp uyuduk. Gece yolculuk berbat geçti.

Benzinlikten ayrılıp sınıra geldik. Otobüs değiştirmedik ve yeni anladık otobüs Laos plakalıymış. Uzun süren bir sınır geçişi

yaptıktan sonra Laos topraklarına girdik. Vietnam ve Kathy’e  elveda.

Manzaralı bir yoldan, ama yine bozuk ve tozlu  bir yolculuğa başladık. Otobüs yer yer durup yolcu ve eşya almakta, zaten gecede

bayağı durup tepeye çuval  yüklediler. Tek tek oturduğumuz koltuklar dolmaya başladı. Bir ara yolda durup , yol kenarındaki koca

bir kütüğü mavin otobüse aldı. Meğerse birazdan Mekong  nehrini acayip ilkel bir salla geçerken kullanacakmış. Sala bineceğimiz

yere geldik. Sal 2 araba almakta. Salın tam ortasında sürat motoru gibi ve tekerlekli bir alet, yani Salı ortadan itip kıyıdan kıyıya

sürüklüyor, odunda otobüsü sala bindirirken destek niyetineymiş. Zevkli bir yolculukla karşıya geçtik.

Otobüste önümde 1 Hollandalı, 1 Avustralyalı, arkamda 2 İsrailli kız vıdı vıdı konuşup duruyorlar. Ama 2 tane 20,25 yaşlarında

İngiliz genç vardı ki gece otobüsü birbirine kattılar. Otobüse bindiklerinde kör kütük sarhoştular ve yolculuk boyunca habire

içtiler. Milletten sigara istemeler., ateş istemeler, boşa gevezelik edip kafa şişirmeler. Bir ara biri bana dadandı, gelip yanıma

oturdu sigara ver ateş ver, nerelisin diye sorup duruyor, al sigarayı yerine geç. Kör kütük sarhoşlar, ikinci gelişinde siktir git

yerine otur dedim -Türkçe- bir daha gelmedi.

 

 Gece ışıklar kapalı, paldır küldür bir ses. Arkadaki İngiliz'den biri yere düşmüş, diğeri onu kaldırmaya çalışıyor, yani sarmaş

dolaş yerde debeleniyorlar. İngilizleri sevmem, ama bu iki kafadarı sevdim. Yola çıkmışlar.

Saat 20: 00 civarı başkente girdik. Tam 24 saat. Felaket bir yolculuktu.

İnip bir sigara yakıp duvar üstüne oturdum. Şehir dışı otogar gibi bir yerdeyiz. Başımıza  otel simsarları ve tuk tukcular üşüştü.

Hele bir durun dedim şu sigara bitsin.

 

Sigarayı bitirip tuk tukun birine bindim. Biraz sonra otobüsteki Avustralyalı kız diğer tuk tuk dan tatlı gülümsemeyle selam verdi.

Ulan  kısmetimiz bu büyük ada-kıta damı yoksa.

Çocuğun getirdiği otel 5 dolar. Çıkıp gezmeye başladım. 2-3 otelde 5 dolar dedi, toz toprak içindeyim ve acayip yorgunum, pes edip

kabul ettim. Uzun bir duş alıp, kirlileri yıkadım. Canım biraz sıkkın ve acayip yorgunum. 1 ay oldu. 5 kilo vermişim. Daha 47 günüm var,

ama erken dönebilirim. Para durumum planladığım gibi gitmekte.

 

12 / mart / 2004        29. gün  (Laos  Vientiane)

 Felaket yorulmuşum, deliksiz uyudum.

Kahvaltı yapıp, nehir kenarına yürüyüp, biraz dolaştıktan sonra bir kafeye oturdum. Büyük bir bira söyledim. Biraz sonra garson

elinde bir sürahi bira getirdi. Bu ne lan , ben şişe istemiştim. Fark etmez aynı fiyat dedi. Hava sıcak, tam dolu dolu 4 bardak içtim.

Kafam biraz iyi oldu. Bir tuk tukla anlaşıp 2 güzel tapınak ve Pazar yeri gezdim.

 

Şehir çok sıradan, pek bir özelliği yok. Biraz nehir kenarı güzel. Otelin bulunduğu bölgeye gelip yarın için Luang Prabang ‘a otobüs

bileti aldım. Odaya dönüp biraz dinlendim.Bira iştahımı kapattı, 1 küçük bir sandviç yiyebildim.

Köşe bir yerde büyükçe bir bar buldum. Saat 22:00 ye kadar oturup 3 bira içtim. Yanımdaki taburede Kaliforniyalı geveze  bir

Amerikalı ile sohbet ettik. Nerelisin diye sordu. Türküm dedim. İstanbul'u biliyormuş büyük kent dedi ve ekledi, hiç Türk’e rastlamadım.

Ulan fırsat veriyor musunuz ki 1 dolar 1 500 000 tl, gel de gez.

 

13 / mart / 2004        30. gün  (Luang Prabang)

Sabah  tuk tuka atlayıp garaja geldim. 12 kişi var. Yol 12 saat.

Bol virajlı, hafif bozuk bir yolla saat 18:00 civarı şehre vardık. Merkeze gelip, biraz dolaştıktan sonra 3 dolara güzel bir yer buldum.

Birde, otobüs kaptanları ve mavin çok güler yüzlü idi. Oteldeki çalışanlarda öyle. Bendeki notlarda Laos’da Asya’nın fakir ülkelerinden

biri, milli geliri kişi başı yıllık 200 dolar. Yani milli gelir yükseldikçe insanların yüzü asık mı oluyor acaba ?

Kaldığım cadde acayip şirin bir yer. Evler iki katlı ve eski tarz yapılar. Şehir yarım ada şeklinde, yani 2 tarafı nehirle çevrili. Çok güzel

kaldırım üstü kafe ve restoranlar var. Şimdiden buraya kanım ısındı. Burada uzun bir süre kalabilirim.

 

Biraz dinlenip yemek için sokağa çıktım. Dar bir sokakta yerli kadınlar açık büfe yemek tezgahları kurmuşlar. Çeşit çeşit yemekleri

tabağı 1 dolara veriyorlar. Ben büyük bir nehir balığı yaptırıp, haşlama sebze ve patates ile bir güzel yedim. Koca birde Laos birası

içtim. Ara sokaklarda biraz dolaşıp odama dönüp yattım.

 


Gezi fotoğrafları                 Yol videoları              Diğer  geziler            sayfanın devamı >>>>>