KAMBOÇYALAOSVİETNAMMALEZYASİNGAPUR

İNDOCHİAN (2004)

İstanbul - Tayland - Kamboçya - Vietnam - Laos - Malezya - Singapur - İstanbul

54 gün (12 şubat 2004 / 06 nisan 2004 )  uçak +otobüs+uçak

 

Rota :

İstanbul - Bangkok (Tayland) - Siemriep (Kamboçya) - Phnompenh (Kamboçya) -Sihanoukville (Kamboçya) –

Saygon / Ho Chi Minh City ( Vietnam ) - Nha Trang - Hoı  An - Hue - Hanoi – Halong körfezi – Vien Tiane ( Laos )

Luang Prabang - Pakbeng - Huay Xai – Chiang Rai (Tayland)-  Chiang Mai – Bangkok – Koh Tao (ada) Koh samui

(ada)  Krabi - Phuket (ada) – Hat Yai Penang adası / Georgetown  (Malezya) - Kuallalumpur -Singapur – Bangkok –

 İstanbul

01/mart/2004       18. gün  (Saygon, Delta turu)

Çok zevkli bir turdu. Sabah 08:30 hareketle saat 10:00 da nehir kenarındaki My Tho köyüne geldik.Otobüsten inip nehir teknesine

 bindik. Orta boy bir tekne. Sabah vakti, tekneler yanaşmış çeşit çeşit  balık indiriyorlar. Deltanın olduğu bölgeye gelip tekne değiştirdik.

 4 lü olarak 4 tekneye bölündük. Dar kanallar arasında zevkli bir seyirle önce Hindistan cevizi kabuğundan el işi hediyelik eşya yapan

bir atölyeye geldik. Buradan tekrar büyük tekneye binip, adalar turu yaparak daha küçük dar uzun kayıklara bindik. Oldukça dar

kanallar içinde harika bir manzara eşliğine gezinti yaparak ağaçlar arasında saklı bir köye geldik. Burada ballı çay ikramı ve bolcana

tropik meyve eşliğinde geleneksel müzik dinletisi izledik. Büyük bir kafesin içindeki piton yılanını boynumuza dolayarak resim çektirdik.

Gerçekten yılan denen hayvan soğukmuş.

 

Tekrar dar kanallarda gezinti yaparak büyük tekneye binip başlangıç noktasına geri döndük. Otobüse binip oteller bölgesinde geziyi

 noktaladık. Caddede bir panik, zabıta kaldırım üstü tezgahlara baskın yapmış, tezgahçıları kovalıyor.

 Turizm firmasına gidip kombine bir bilet aldım. Bu bilet başkente kadar indi bindi yapabileceğim açık bir bilet. Yarın içinde sahil kasabası

Nia-Çang (Nha Trang)  için bilet aldım.

Karnı doyurup erkenden yattım. Otobüs yarın 07:30 da.

 

02/mart/2004        19. gün  (Nia-Çang)

Saygon’u çok sevdim ve 3 gece yetmedi sanırım.

Saat 07:30 da hareket ettik. Yer yer  deniz sahili boyunca ve bazı yerlerde otellere yolcu bırakarak rahat bir yolculukla saat 18.00 vardık.

Bir otelle anlaşıp – şimdiye kadarki en geniş oda- çantayı bırakıp sahile indim. Şehrin çok uzun ve geniş bir sahili var. Sahil caddesi boyunca

yürüyüş yapıp bir restoranda çorba söyleyip içindeki uzun erişteleri çubuklarla yemeğe çalıştım. Ulan bir türlü doğru dürüst beceremiyorum.

Otele dönerken peynirli bir sandviç  yaptırdım.

3 gündür erken kalkıyorum yarın sabah yatak keyfi yapacağım.Şehrin pek gezilecek yeri yok, sahilde denize gireceğim.

 

03/mart/2004        20. gün  (Nia-Çang)

Ulan şortu diğer otelde unutmuşuz,İlk fireyi verdik. Sabah sabah gidip dandik bir şort aldım.

Deniz soğuk ve hava kapalı. Sahil fazla kalabalık değil, zaten o kadar geniş bir sahil ki  kalabalığı gösterecek gibi değil. Öğleden sonra hava

biraz bozdu. Otele dönüp odayı boşaltıp çantayı resepsiyona verdim. Sahildeki kafelerden birine oturup otobüs kalkışa kadar bira içip vakit

 geçirdim. Saat  18:30 da otobüs hareket etti. Yol 11 saat gibi yani sabah Hoi An da olacağım. Allah’tan otobüsler tam dolmuyor.

04/mart/2004        21. gün  (Hoi An)

Bütün gece uyumuşum. Yani rahat bir yolculuk oldu.

Sabah 07:00 gibi şehre geldik. Çantayı otobüs şirketinde bırakıp şehri gezmeye başladım. Bir şehir ancak bu kadar şirin olabilir. Dar sokaklar,

minik minik dükkanlar, çok renkli Pazar yeri. Bir sürü resim galerisi, hediyelik eşya satan – çoğu el yapımı tahta işler – dükkanlar, terzi ve

padoglar. Birde çok güzel bir köprü.

Aynı sokaklardan defalarca geçtim. Beğendiğim minik kafelerde çay, bira içtim. 6 saat boyunca bıkıp usanmadan gezip bol bol resim çektim.

Bir de 2 olay enteresandı. İlki  restoranın birinde mönüde “ Turkhis köfte “ yazıyordu.  İkincisi yemek yediğim bir yerde garson çocuk nereli

 olduğumu sordu. Türk olduğumu söyleyince bana 1 doların kaç tl olduğunu sordu. Meğerse Türkün biri 20 milyon para vermiş. Abi al bu parayı

bana dolar ver. Acaba hangi akıllı verdi bu parayı.

Saat 13:30 da otobüs hareket etti. Gideceğim şehir Hue. Yol manzaralı ve kısaydı, 3,5 saat sonra şehre geldik. Merkezde ucuz ve birazda kötü

 bir otelle anlaştım.

 

Nehir kenarına yürüyüp, köprüyü geçip Pazar yerini dolaşıp tekrara merkeze geldim. Bir yer bulup balık ve bira içip karnımı doyurdum. Bu şehir

gezginlerin rüyası olarak geçi yor, çünkü  çok eski olan 200 yıllık  pembe kent burada. Yarın bende burayı gezeceğim.

Yarın akşam için otobüs biletimi Başkent için okeylettim. Bugün epey yoruldum. Sabahtan beri dolanıyorum. Odam en üst kat. Gece yatağa girdim,

 tepemdeki tavan tahtadan ve tıkır tıkır fareler dolaşıyor. İnşallah cesaret edip odaya girmezler.

05/mart/2004        22. gün  (Hanoı otobüsü)

Sabah 11 de kalkıp sağlam bir kahvaltı yaptım.

Otobüs kente 17:30 da vardı. Nehir kenarına inip biraz yürüdüm. Tekne turu yapıp yapmamakta karasız kaldım ve yapmadım. Köprüyü geçip

Pazar yerine gidip resim çekip 200 yıllık eski kente doğru yürümeye başladım. Giriş 4 dolar verdik. Yaklaşık 2 saat gezdim. Birkaç sağlam

yapı harici çok geniş bir alan ve Çin tarzı işlemeli  yapılar harika.

 

Nehir kenarına gelip çay molası verdim. Otobüs kalkış yerine gelip beklemeye koyuldum.Başkente yolculuk yaklaşık 14 saat sürecek.

06/mart/2004        23. gün  (Hanoi)

Sabahın köründe 05:00 gibi kente vardık. Otobüs şirketinin getirdiği otel 10 dolar, beni aşar.

Her yer kapalı, Haritadan göl kenarını bulup geldim. Vietnamlılar gölün kenarında müzik eşliğinde jimnastik yapıyorlar.Oturup milleti izlemeye

koyuldum. Hava aydınlanınca otelleri dolaşmaya başladım,

 

Hepsi yüksek fiyat çektiler. Tam ümidi kesmişken bir ayakçı yanıma yaklaştı sana ucuz yer bulurum dedi. Peki diyip peşine takıldım.

3 dolara tuvaleti duşu içinde temiz bir yer. Kafayı koyar koymaz uyumuşum.

Saat 11 gibi kalkıp sağlam bir duş aldım. Önce, dünya mirası kapsamında koruma  altına alınmış olan Halong körfezi için tur araştırması yaptım.

2 gece 3 günlük, 1 gecesi tekne 1 gecesi adada kalmak üzere yer ayırttım.  Ayın onu içinde Laos’a otobüs bileti ayırttım.Kömürde ızgara

köfte yapan bir yer buldum.Hemen gidip 1 büyük ekmek alıp köfteci dükkanına gelip 1 porsiyon söyledim.Köfteleri ekmeğin içine yerleştirip

dürüm yaptım. Ben yiyiyorum millet bana bakıyor

 

Göl kenarında bir tur atıp ara sokaklardan nehir kenarına geldim. Geçtiğim yerler kentin varoşları, pek perişan bir görüntü var. Tekrar gölün

oraya dönüp, gölün ortasında bulunan bayağı eski bir tapınağı gezdim. 

Posta haneye gidip eve telefon ettim. Annem telefonda “ oğlum sesin derinden geliyor “ anacığım dünyanın bir ucundayım. 1 saat sonra

tekrar arayacağımı, oziyi bize getirmesini söyledim. 1 saat sonra ozi telefonu açtı. “ede sen neredesin” diye hesap soruyor.

Göl kenarında biraz oturup otele dönmek için ara sokaklara daldım.Ulan caddeler birbirine benziyor ve ben otelin kartını odada unutmuşum.

 Dolanıp durdum, bir o caddeye bir bu caddeye girip duruyorum, aklımda kalan otelin çıkış kapısının karşısında kuyumcu dükkanlarının olduğu.

 Son anda rezervasyon yaptırdığım şirketi bulup çaprazındaki oteli bulabildim.

Dinlenip, aldıklarımı bırakıp bizim köftecinin yolunu tuttum. Giderken 1 adet domates aldım. Ulan bizim köfteci akşam işi başka bir yemeğe cevirmiş.

 Çocuğa  hani lan köfteler diyiyorum, suratıma bakıyor.

 

Sokakta kaldırım üstü bidondan bira veren bir  kadın satıcı var . Bu yeri  gözümü kestirmiştim. Küçük küçük tabureleri sokağa koymuş

bira satıyor. Bende  bidonun sonuna yetişmişim , bir bardak içebildim, ucuz bir bira. Kamboçya’da da burada da  çoğunlukla kadınlar dükkan

işlerine bakıyorlar, her halde erkekler tarla ve fabrikalarda çalışıyorlar.

Bu bölge oldukça hareketli ve renkli, özellikle göl kenarı ve bende göl kenarında bir tur atıp otele döndüm. Erkenden yattım.


Gezi fotoğrafları                 Yol videoları              Diğer  geziler            sayfanın devamı >>>>>