İNDOCHİAN (2004)
İstanbul - Tayland - Kamboçya - Vietnam - Laos - Malezya - Singapur - İstanbul
54 gün (12 şubat 2004 / 06 nisan 2004 ) uçak +otobüs+uçak
Rota :
İstanbul - Bangkok (Tayland) - Siemriep (Kamboçya) - Phnompenh (Kamboçya) -Sihanoukville (Kamboçya) –
Saygon / Ho Chi Minh City ( Vietnam ) - Nha Trang - Hoı An - Hue - Hanoi – Halong körfezi – Vien Tiane ( Laos )
Luang Prabang - Pakbeng - Huay Xai – Chiang Rai (Tayland)- Chiang Mai – Bangkok – Koh Tao (ada) Koh samui
(ada) Krabi - Phuket (ada) – Hat Yai Penang adası / Georgetown (Malezya) - Kuallalumpur -Singapur – Bangkok –
İstanbul
21/şubat/2004
9. gün (Başkent – Phnom Penh)
Sabah otobüs şirketinin arabası gelip beni aldı. Bu güzel.
Yolun yarısı yine berbattı. Feribotla nehri geçeceğim iz yerdeki Pazar yerinde sanırım haşlanmış kaplumbağa ve yarasa
kızartması satıyorlardı. Ve satıcı çocuklar illallah dedirtti.
Öğleden sonra tamda merkezde bilet aldığım şirketin yerine geldik.Yolda dağıttıkları broşürde 2dolara oda olduğu yazıyordu.
Hemen yan taraftaki yerden odayı alıp çantayı bıraktım. Ara sokaklardan geçip nehir kenarına geldim. Geniş bir cadde ve kalabalık.
Güzel bir de saray var.
Nehir kenarında biraz dolaşıp tekrar otelin olduğu yere döndüm. Akşam vakti,iş çıkışı, ortalık vızır vızır motosiklet kaynıyor.Sen onlara
çarpmansan onların sana çarpma ihtimali yok gibi.
Otelin köşesindeki ve nerdeyse tamamı gezgin dolu restoranda oturup hiç çekinmeden bir et kızartma söyledim. Yani et biraz riskli ama
ara sıra yiyeceğim. Yolda maillerimi kontrol ettim ozi dayım ne zaman gelecek diye annesine sorup duruyormuş. Annesi de ona bir çete re
kağıdı hazırlamış, her gün onu işaretliyorlarmış.
Yarın şehri gezmek için detaylı olarak bir gezi yapacağım. Odam küçük, penceresiz ve sıcak.
22/şubat/2004
10. gün (Başkent – Phnom
Penh)
Öğlene doğru bir motosikletliyle anlaştım. Bugün Pazar ve ortalık sakin.
İlk durak büyük bir tapınak. Kamboçya’da Budist , ama bildiğim Budizm dinide kendi aralarında ayrılıyorlar. Bir sonraki durağımız
bir hapishane ve toplama kampı. Diktatörlük zamanında, yani Kızıl Kimerler burayı toplama ve işkence merkezi olarak kullanmışlar.
İsmi “ S-21 Toul Sleng ”. İçeride toplu mezar resimleri, işkence aletleri, ve ölenlerin resimleri var.
Oradan büyük bir Pazar yerine geldik ve adamın parasını ödeyip pazara daldım. Bölüm bölüm yiyecek, hediyelik eşya, parçacı dükkanları.
Yiyecek bölümü fena halde kokuyor. Genelde kurutulmuş balık, açıkta satılan etler ve börtü böcek.
Yürüyerek otele dönüp biraz dinlenip nehir kenarına gittim. Akşam vakti, güneş batmak üzere. Tatil olduğundan ortalık burada kalabalık.
Halk çimenler üzerine ve nehir kenarındaki duvara doluşmuş.
Turunculu kırmızılı Budist öğrenciler ve kalabalıkta koca bir fil sahibiyle birlikte dolaşmakta.Renkli bir görüntü. Şu karafatma gibi
böcek satanlardan halk bir poşet alıp oturup afiyetle yiyiyorlar. Böceği ağza atıp içini yiyip kabuğunu tükürüyorlar.
Güneşi batırıp otelin bulunduğu caddeye dönüp, yarın sabah için deniz kenarı şehri olan Sihanoukville otobüs bileti aldım.
23/şubat/2004
11. gün (Sihanoukville)
Rahat ve kısa bir yolculuktan sonra şehre gelip otobüsün indirdiği yerde sahile biraz uzak bir yerle anlaştım. Temiz ve denizi gören
bir terası var. Çantayı bırakıp 500 mt. yürüyüşten sonra sahile geldim.3 güzel küçük plaj var. Saat 16.30 kadar deniz keyfi yapıp
odaya döndüm. Güneş batışını terasta izleyip yemek için sokağa çıktım. L şeklindeki sokakta küçük ama şirin restoranlardan
birinde karnımı doyurdum. Benim kaldığım yer haricinde 2-3 tane daha sahil kenarı var.Fırsat bulursam gidip göreceğim.
Terasta bira içip erkenden yattım.
24/şubat/2004 12. gün (Sihanoukville)
Öğlene kadar oyalanıp, deniz kenarına indim. Dün hava bulutluydu, bugün açık ve daha sıcak.
Hesaplarımı 28 şubat Vietnam girişli olarak hesaplayıp Ankara’dan vizeyi bu tarihe almıştım.Keşke 3 gün önceye alsaymışım.
Şu ana kadar günlük 10 dolar ortalama ile hesabım tutuyor. Ama evdeki hesap her zaman çarşıya uymaz derler ya, bakalım
ne olacak. Sahilde otururken sık sık geriye gittim. Ne kadar kısa imiş.
Odadayım saat 17:35, tuvalette ayna yok, pet şişeyi ortadan kesip odadaki aynayı kullanarak tıraşımı oldum. Saat 22:45
uyumaya çalışacağım.
25/şubat/2004 13. gün (Sihanoukville)
İyicene gevşedim. Deniz keyfi tembelleştirdi. Cumartesiden itibaren, yani Vietnam’a girdikten sonra tempo yine başlayacak.
Vietnamı’da acayip merak ediyorum. Saat 16:45 odada yatak keyfi yapıyorum. Yarın burada son günüm.
Sokak çok sakin. Devamlı aynı yerde yemek yediğim yere gidip akşam yemeğinde balık keyfi yaptım. Koca bir nehir balığı.
Televizyonda, spor programında yarın Valancia-Beşiktaş maçı olduğunu söyledi.
26/şubat/2004 14. gün (Sihanoukville)
Bütün gün deniz kenarındaydım.Son günüm.
Akşam yemeğine kadar kirlileri yıkadım. Yarına biletim öğlen 12:30 da.
Burada bira bardağıyla içtiğim çayları unutamam.
27/şubat/2004 15. gün (Başkent – Phnom Penh)
4 saat’ lik kısa bir yolculuktan sonra aynı otele gelip yerleştim.Yarın sabah için sınıra bilet aldım. 1 gece kalıp yarın Vietnam
sınırına gececeyim.
3 yakın caddelerde gezip nehir kıyısına gidip oturdum.Yine hareketli ve renkli.
3 karton sigara aldım, uzun süre beni idare eder.
Yemek yiyip, 1 bira içip erkenden yattım.
28/şubat/2004
16. gün (Saygon’a yolculuk)
Sabah 07:00 de hareket ettik. Aklımdan geçen, Saygon’a erken varıp gündüz gözüyle biraz dolaşmak isteğiydi. Sanki namusuz
otobüs aklımı okudu. Yolun yarısında 2 kere kayış kopardı ve 40 dakikamızı yedi.
Saat 12:30 gibi Kamboçya- Vietnam sınırına geldik. Hava sıcak Vietnam giriş işlemlerine tek kulübe bakıyor. Pasaportu veren
kenara çekilip bekliyor. Ben başlarda vermiştim, gelen benimkinin üzerine koydu. Adam sıradan değil üstten gidiyor, umurun
damı, onun için hepsi pasaport. Bir ara panik olmadım değil, nerede ulan bizim pasaport. Tam 2,5 saat sonra pasaportu aldım.
Buradan itibaren bizi götürecek otobüse binip yola koyulduk. Akşamüzeri Saygon’a geldik. Bizi getiren firma Vietnam’ın en çok
tanınan turist şirketi. Bizi merkeze getirdi. Kısa bir turdan sonra 3 dolara bir yer buldum.
Dışarı çıkıp dolaşmaya başladım. Bu şehre boşuna doğunu incisi demiyorlar. Caddeler yapılar harika.
Şehrin asıl ismi HO CHİ MİNH CİTY yani Vietnam’ın kurucusu. Bu memlekette az acı çekmedi. Fransız sömürgesine karşı verilen
savaş, kuzey - güney savaşı ve Amerikanın dahil olduğu o acımasız Vietnam savaşı.
Otelin olduğu caddeye dönüp aynı turizm şirketinden yarın için Vietkong gerilla tünellerinin ( CU CHİ) olduğu orman tur bileti aldım.
Birde çarşıda gördüğüm bir içecekten bir şişe aldım. İçmek için değil, içerisinde kobra yılanı var. Bunu alırken çok düşündüm.
Çünkü alınan her şişe bir yavru kobranın öldürülmesi demek, fakat aldım.
Neyse, yarinki tur sabah erkenden hareket edecek. Yorgunum ve erkenden yatacağım.
29/şubat/2004
17. gün (Saygon, Gerilla
tünelleri)
1,5 saatlik yolculuktan sonra ormanlık alana geldik. Önce bir odada video eşliğinde bir anlatım yapıldı.Tüneller yerin altına
12 metreye kadar iniyormuş. Uzunluğu 240 km. civarında ve içerisinde hasta hane , mutfaklar, silah yapım atölyeleri, yatakhaneler
,yani tam teşekküllü.
Bir rehber eşliğinde bu yerleri gezmek için alana girdik. Alan, savaşın geçtiği bir bölge. İlk gördüğümüz bir tuzak. İçine dik olarak
bambu mızraklar yerleştirilmiş, yüksekliği 2 metre civarında bir tuzak. Diğer bir alanda gördüğümüz bubi tuzakları acayip ilginçti.
Bir terk edilmiş Amerikan tankı gördükten sonra bir delikten tünellere girdik. Oldukça dar, iki büklüm, ellerimiz yerde 10 dakikaya
yakın gezdik.
Birde, Amerikan 23. piyade alayı yanlış hesaplamalarla bu tünellerin bulunduğu alana karargah kurmuş. Gece tünellerden çıkan
gerillalar piyade alayını fena halde bozguna uğratmışlar. Kısacası Amerika bu bataklıktan çıkamadı. Biz bile bu kısa gezide etkilendik.
Tur öğleden sonra bitti. Etkileyiciydi.
Saygon caddelerine geri dönüp, posta hane binasının olduğu yere geldim. Binanın mimarisi ve içi oldukça güzeldi. Hemen karşı
köşedeki kilise binası ve diğer caddedeki tiyatro yapısı da aynı güzellikte. Birde küçük bir cami gördüm ismi Rahim cami idi.
Caddeler acayip temiz, geniş ve çok güzel kafelerle dolu. Bu şehri sevdim.
Yarın için tam gün tur bileti aldım. Hindiçin yarım adasına hayat veren Mekong nehrinin denize döküldüğü “ Mekong delta turu
“ gezi için. Bölge halkı için 9 başlı ejderha diye adlandırılan ve labirent gibi kolları olan büyük bir delta ve köyleri gezeceğiz.
Umarım güzel olur.
Kendimi biraz yorgun hissediyorum 2 saat dinlenip şehri gece gözüyle gezmeye çıkacağım. Bu ülke bana ekonomik, siyasi ve
kültürel olarak güçlü bir ülke görünümü vermekte. Gerçi fazla bir bilgim yok, ama en azından paralarında bizimkinden 3 sıfır eksik.
Nüfus 80 milyon ve çoğunlukla tarım yapılmakta.
Şehir gecede bir güzel, ışıl ışıl.
Kaldığım caddede bir kafe gözüme kestirip, bira içerek geleni geçeni izledim.
.
Gezi fotoğrafları
Yol videoları
Diğer
geziler
sayfanın devamı >>>>>