İRANPAKİSTANHİNDİSTANNEPAL

İran-Pakistan-Hindistan-Nepal ( Doğunun renklerine yolculuk )

52 gün karayolu ile 16/Şubat/2003 -08/Nisan/2003


Rota :
İstanbul - Ağrı-İranı-Mako-Tahran-İsfahan-Zahedan-Taftan-Quetta-Lahor-Armistar-Delhi-Agra
Varanasi-Katmandu-Cihtwan-Pokhara-Delhi-Jaipur-Jaiselmer-Pushkar-Udaipur-Jodhpur
Bombay-Goa-Bombay-Armistar-Pakistan-İran-İstanbul

28/Şubat/2003 13. gün ( VARANASİ / GANJ NEHRİ )

Gece saat 12:44 tam yatıyordum ki tavandaki demirde 2 tane kocaman kertenkele, biri kayboldu
diğeri ile göz gözeyiz, çok az kıpırdıyor bende öyle, hay anasını saatim nedir lan bunlar, odaya girerken
kapı önündeki oluktan fare geçmişti, kapının altı 1 karış açık, kalın kotu ıslatıp kapının altını
kapattım, ama bunlar ne olacak acaba ısırırlar mı, bir buçuk karış boyları var ağız içleri kırmızı
hay anasını nasıl uyuyacağım lan ben, sabahta erken kalkmam lazım.
Dışardanda maymun viklemeleri ve köpek havlamaları geliyor bizimkilerde ara sıra vik vik diye
bir ses çıkartıyorlar acaba ışığı kapat yatmı demekteler, biri demirde öbürünü göremiyorum.
Bizim doktor İlhami'nin söylediği geldi aklıma fare mare ısırmasına dikkatli ol diye, şimdiye kadar
1 kere ishal oldum oda 1 gün sürdü şu Taftandaki olay onun haricinde şimdilik bir şey yok umarım
olmaz. Otelden Nepal'a otobüs rezervasyonu yapıyorlar,rotam buradan Nepal'a geçmek tekrar Hindistan'a

dönmek. Haftanın 3 günü otobüs varmış 16 saat sürüyormuş 1 gece sınırda yatırıyorlar toplam 10 $ uygun bir fiyat.

Yarın İstanbul'dan getirdiğim Ganj'a bırakacağım eşyaları hazırladım, Ozan'ın çizdiği uçak resmi,
Orkun'un tüm Hint halkına yazdığı mesaj, Rüzgar'ın ilk kesilmiş saçı ve benim bırakacağım resim.
Saat 01:10 oldu hala tavandalar, pencerelerin üstü delikli duvar,tabi ki her şey girer içeri, sanki sağ
alt tarafımda bir şey yürüyor, yok yok pipiriklendim galiba. Suyumda bitmek üzere, yiyecek
bir şeyde yok sigaraya devam.

Ozan'ı ve Zeyne'bi çok özledim, Necip mailinde Zeyne'bin amaca dediğini yazmış çok hoşuma gitti.
Ulan sabit bir halde beni seyrediyor hergele, ara sıra vikliyor , hafif sağa geçti, bir sağa bir
sola hareketlendi, oda benden sıkıldı herhalde kapatmayacağım lan lambayı, ulan bana da bir
cesaret gelse de uyusam.
Poların tüylerini temizledim, ayaklarımı ovdum hatta bir ara dışarı çıkıp resepsiyona gittim,
dışarısı içeriden daha beter kimseler yok maymun dolu ortalık saatte 02:00 oldu

Sabah saat 6 gibi uyandım uyumuşum be, onlar hala ordalar eh alıştık galiba
Dışarı çıkıp Ganj kenarına doğru yürümeye başladım. Hint halkı nehir kenarına toplanmış
ve acayip kalabalık, hemen bir kayık kiralayıp merdivenlerin etrafında dolaşmaya başladım
görüntüler çok ilginç; suya dalıp çıkanlar, bir tasla suyu alıp başından aşağıya dökenler,
yıkananlar, tıraş olanlar, transa geçmiş Sadu'lar, nehre karşı yoga yapanlar, yani manzara harika.


Kayık dan inip bende kalabalığa karıştım ve merdivenlerden birine oturup bu manzaraları
izlemeye başladım, bu arada bolaca da resim çekiyorum.
Merdivenlerden ayrılıp dar sokaklara daldım, birkaç meyve yiyip sokakları gezmeye başladım
bir büyük tapınak gezdim, bir kaç hediyelik eşya ve taş satan dükkana girip çıktım, otele dönerken
adını unuttuğum bir meyveden 4 tane aldım harika bir tadı var çekirdeği bile güzel atmayıp çantaya
koydum, bolca muz yemekteyim en ucuzu bu, ara sıra bir ananası soydurup yemekteyim, birde nar ve
portakal suyu harika gitmekte, şunu utmadan söyleyeyim yediğim manda sütünden yapılmış
tatlıların tadı enfes.

Odaya gelip bir duş aldım, resepsiyondaki çocuğa 1 mart için Nepal'a yer ayırtmasını söyledim
oda bana o günkü otobüs seferinin yapılmayacağını söyledi; nedeni 1 mart Şiva günüymüş ve
festivaller varmış, bende 2 gün daha kalmaya karar verdim, zaten bu kenti tamda yaşayamamıştım.

Teras da otururken kızın biri anladığım kadarıyla " nice day" diye selam verdi, ara sırada
bakıyordu, bir yanlız kız daha var o da bayağı iyi, neyse.
Öğleden sonra tekrar ölülerin yakıldığı merdivene gittim ve yine aynı manzara, biraz daha fazla
ölü var, yanmakta olanlar, kul olmuşlar, sırasını bekleyen ölüler, diğer gezginler gibi merak ve
ürperti içinde uzunsüre izledim.

Odaya dönüp 2 saat uyumuşum, akşamki arayı kapattım. Aşağıya inip otel önündeki merdivenlere
oturdum geleni geçeni ve özelliklede Sadu'ları izlemeye koyuldum, otelin önünde temizlik ve
hazırlık yapılmakta sanırım festival için.

Akşam üzeri yine Ganga Puja izlemek için büyük merdivenlere gittim, aynı ritüller her gece yapılmakta
ve sanki bu kentte 24 saat ilahiler okunuyor.
Otelin önümdeki hazırlık yerel dans gösterileri içinmiş, tek, tek ve guruplar halinde dansçılar sahneye
çıkıp dans gösterisi sundular.
Akşam yemeği için terasa çıktım 1 tas şu enfes sebze çorbasından ve pilav söyledim.
Ganj'ı izlemeye koyuldum, şu benim yan odada kalan kız gelip yan masama oturdu ve tatlı bir
tebessüm attı, hadi bakalım Ganj bereketi. Oda kapısının orada karşılaştık merhaba dedim oda bana
tebessüm etti ve hiç fırsat vermeden odaya girdi. İyi geceler....
Bizim kertenkeleler henüz gelmemiş, sanırım gece geç vakitte gelirler.
Yarinki Şiva festivalini merakla bekliyorum.


01/Mart/2003 14. gün ( VARANASİ / GANJ NEHRİ )

Güneş doğmadan kalkıp yine merdivenlere indim, her zamankin den daha kalabalık.
Merdivenlere oturup halkı izlemeye koyuldum, biraz ilerideki kobra oynatıcısının yanına gittim, hayvan
çok asil gözükmekte ama sindirilmiş, adam kavalı çalıyor bizim yılanda sepetten çıkıyor.

Terasa dönüp kahvaltı yaptım, bizim maymunlardan biri hemen yanımdaki çiçeğe hızlı bir hamle yapıp
kopardı ve bir güzel yedi, aramızda 1 metre var hemen bir resmin çektim.
Çarşıya çıkıp kendime bir tişört ve İstanbul'dakilere özellikle bayanlara taş aldım.
İleriden tahta bir araba ve kalabalık gelmekte bende o tarafa yöneldim, arabanın üzerinde tanrı Şiva'nın
heykeli bulunmakta, arabayı da halatlarla insanlar çekmekte, arabanın üzerine halk meyveler, sebzeler
atmaktalar, arabanın üzerindeki adamlarda bunları tekrar geri atmakta. Araba merdivenlerin orada durdu
heykeli alan adamlar ilahiler eşliğinde kalabalıkla birlik de Ganj kenarına geldiler, nehir kenarında uzunca
bir süre ritüel yaptılar .
Otelin önünde çocuklar kriket oynuyorlar biraz izleyip bende bir kaç atış yaptım, kötüydü.
Uyumuşum saat 18:00 gibi kalktım bir çay içip aşağıya indim, merdivenlerin birinde kadınlar kibrit
kutusu büyüklüğündeki küçük tasları yere şekilli olarak dizmekteler, içine yağ ve fitil koyup tek tek
yaktılar sonrada etrafına toplanarak ilahiler eşliğin de etrafında dönmeye başladılar sonra oturup
dua ettiler. Diğer bir tarafta 7 - 8 Sadu daire şeklinde oturmuş çalgılar eşliğinde ilahiler söylemek de, bu çok etkileyiciydi.
Çarşı dönüşü İstanbul'dan getirdiklerimi bende Ganj'a bıraktım, resimi bırakırken içim biraz sızladı.

sayfanın devamı >>>>>                                                              Gezinin  ilk sayfası



Gezi fotoğrafları        Diğer  geziler     Ganj çalgıcılar video  izlemek için tıklayınız

Hindistan Nepal Video slayt için tıklayınız

-------